EĞİTİM KOMİTESİ GÜNDEMİ
Ortak tarih, ortak dil ve kültüre sahip olan Türk halkları, doğudan batıya uzanan çok geniş bir sahaya yayılmış durumdadırlar. Günümüzde Türk dünyası olarak adlandırılan bu coğrafya; Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Altın Orda, Timurlular ve Osmanlılar idaresinde asırlar boyu ilim ve irfanın merkezi olmuştur. Bu birikimin arkasındaki en önemli faktör, kuşkusuz çağının en ileri eğitim kurumları olan medreselerdir. Sekizinci Asırda başlayıp 16. asıra kadar uzanan ve Türklerin Altın Çağı olarak bilinen dönemde medreseler önemli vazifeler icra etmişlerdir.
Özellikle 2021 sonrası dönemde, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde eğitimin öncelikli iş birliği gündemleri arasında yer aldığını görmekteyiz. Teşkilatın adının değiştirildiği 2021 İstanbul Zirvesi’nde kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”nda eğitim ve bilime oldukça geniş bir yer ayrılmış olması, bunun açık bir göstergesidir. Sahip olduğu jeostratejik konum, yeraltı ve yerüstü kaynakları ve daha da önemlisi donanımlı genç insan kaynağı, Türk dünyası için tıpkı 8 ila 16. asırlarda olduğu gibi 21. asırda yeni bir altın çağı başlatmak için lazım gelen en önemli sermayedir. Hiç şüphe yok ki Türkistan’ın şanlı günlerini yeniden hayata geçirmenin yegane yolu, çağın gereksinimlerini karşılayacak eğitim ve bilim politikalarından geçmektedir. Bu politikaların hayata geçirilebilmesi adına nasıl bir yol izlenmelidir?
Sürdürülebilir kalkınma ve ulusal refahın adil dağıtımını güçlendirmek için kendi kendine yeterliliği öncelik olarak belirleyen Türk Devletleri Teşkilatı, ortak Türk tarih ve kültürüyle hareket etmektedir. Bunu sağlamak için de yeni nesillerin ortak eğitim müfredatıyla yetişmesine önem verilmektedir. Siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel birçok hedef etrafında birleşmeyi amaçlayan Türk Devletleri Teşkilatı, iş birliğini üye devletlerin çıkarlarını gözeterek geliştirmeye çalışmaktadır.
Ortak tarih, ortak dil ve kültüre sahip olan Türk halkları, doğudan batıya uzanan çok geniş bir sahaya yayılmış durumdadırlar. Günümüzde Türk dünyası olarak adlandırılan ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu coğrafya; Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Harezmşahlar, Altın Orda, Timurlular ve Osmanlılar idaresinde asırlar boyu ilim ve irfanın merkezi olmuştur. Bu birikimin arkasındaki en önemli faktör, kuşkusuz çağının en ileri eğitim kurumları olan medreselerdir. Sekizinci Asırda başlayıp 16. asıra kadar uzanan ve Türklerin Altın Çağı olarak bilinen dönemde medreseler, İslam medeniyetinin gelişmesinde ve yayılmasında önemli vazifeler icra etmişlerdir.
Türkistan medreseleri, özellikle Semerkant ve Buhara’dakiler aynı zamanda Doğu Türkleri ile Batı Türkleri arasındaki dini ve düşünsel birlikteliğin korunmasında kritik bir yerde olmuşlardır. Dönemsel bazı kesintilere rağmen İstanbul ile Semerkand, Buhara, Kazan ve Türkistan’daki belli başlı medreseler arasındaki etkileşim devam etmiştir.
Eğitim konusu, Türkiye’den Kafkasya’ya ve Orta Asya’ya bütün Türk ve Müslümanların 19. ve 20. asırlardaki en önemli gündemlerinden birisi olmuştur. Türk yurtlarında modern öğretim yöntemleriyle eğitimin ıslah edilmesi hareketinin önde gelen temsilcisi olan Gaspıralı İsmail Bey, Türk dünyasındaki eğitim iş birliğinin 19. asırdaki öncüsüdür. Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk devletlerinin Sovyetler Birliği hakimiyetine girmesiyle Gaspıralı’nın düşünceleri, Türkiyeli aydınlar üzerinden devam ettirilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk dünyasına yönelik politikalarında etkili olmuştur.
Türk Devletlerinin bağımsızlıklarını kazanmaları ile birlikte eğitim alanındaki işbirlikleri devam etmiştir. Bugün Yurtdışı Türkler Başkanlığı sorumluluğunda yürütülen Türkiye Bursları programı, Türk dünyasındaki yükseköğretim iş birliğinde atılan çok önemli bir adım olmuştur. 1992’de Büyük Öğrenci Projesi olarak başlayan daha sonra Türkiye Bursları olarak devam eden program kapsamında sadece Türk dünyasından 40 binin üzerinde öğrenciye Türkiye’de yükseköğrenim görme imkanı sağlanmıştır.
İkili anlaşmalar kapsamında kurulan ve doğrudan yükseköğretim alanında faaliyet gösteren Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi ile Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi de bu sürecin çok değerli iki aktörüdür. Bu üniversiteler, 30 yılı aşan süreçte bütün Türk dünyasından kabul ettiği yaklaşık 100 bin gönül elçisi genci mezun ederek Türk dünyası bütünleşmesine önemli hizmetler sunmuştur. Diğer yandan benzer ortak üniversitelerin açılış süreci devam etmektedir. TOBB ETÜ Taşkent Şubesi (2020) ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi Taşkent Şubesi (2023) yakın zamanda açılarak eğitim faaliyetlerine başlamıştır. Bunların dışında Azerbaycan’da da ortak bir üniversitenin açılması süreci devam etmektedir.
Özellikle 2021 sonrası dönemde, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde eğitimin öncelikli çok taraflı iş birliği gündemleri arasında yer aldığını görmekteyiz. Teşkilatın adının değiştirildiği 2021 İstanbul Zirvesi’nde kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”nda eğitim ve bilime oldukça geniş bir yer ayrılmış olması, bunun açık bir göstergesidir. Belgede ayrıca, Türk Yükseköğretim Alanı’nın tamamıyla işlevsel hale getirilmesi için Türk Üniversiteler Birliği’nin (TÜRKİNİB) öncü bir mekanizma olduğu vurgulanmıştır. Bu yeni süreçte Orhun Değişim Programı’nın da etkin kullanılması hedeflenmiştir. Türkiye’nin gösterdiği tüm bu çabalara rağmen bazı sorunların varlığı devam etmektedir. Bunlardan ilki ve en önemlisi ortak alfabe ve ortak dil konusudur. Türk dünyası bütünleşmesinin 30 yıllık gündemlerinden birisi olan bu meselenin asgari müştereklerde buluşularak çözülmesi, sadece eğitim iş birliği için değil diğer bütün alanlar için kritik bir eşik oluşturmaktadır. İnsan, içinde yaşadığı zaman duygusuna daha bağlı olduğu halde uzak geçmişi de açık ve canlı olarak dilde duyar, sezer. Çünkü dil, daha önceki kuşakların duygularından geçmiştir ve onların solukları dilde gizlidir. Etkin bir tarihin ve büyük bir coğrafyanın dili olan Türkçe, bize sadece tarihi aktarmaz, aynı zamanda geleceğimizi de inşa eder. Değişim süreçlerinin dayandığı gerçekler doğrultusunda yeni bir dil inşa etmek; şimdiki dünyamız yoluyla geleneği anlamak ve yarının dünyasını kurmak demektir.
İkincisi ise bütün iyi niyetli çalışmalara rağmen seçmeli düzeyde dahi olsa hala gerektiği kadar ortak ders kitapları ve yardımcı materyallerin oluşturulamamış ve müfredata dahil edilememiş olmasıdır. 21. yüzyıl, nitelikli insan gücünün yetiştirmenin yanında insan gücünü doğru ve yerinde değerlendirebilen, küresel bilgiyi kullanabilen ve bununla yeni bilgiler üretebilen, sahip olduğu bilgiyi ve potansiyeli ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürebilen ülkelerin yüzyılı olacaktır. Tüm dünya yeni bir Teknoloji Dönemine girerken Türk Dünyası ülkeleri sanayi devrimi gibi bu dönemi de ıskalamak istemiyorsa her zamankinden daha fazla hızlı gelişme sürecini destekleyecek genç ve dinamik bir nüfus yapısına ihtiyaç duymaktadır.
Özetle, uluslararası sistemin doğasının köklü olarak değiştiği çağımızda, bölgesel iş birliklerinin öneminin daha da arttığına şahitlik ediyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı ile küresel düzeyde yeniden oluşan kutuplaşmalarda bunu açıkça gözlemlemek mümkündür. Böylesi bir konjonktür, Türk dünyasının ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın jeopolitik değerini daha da artırmaktadır. Buna ilave olarak sahip olduğu jeostratejik konum, yeraltı ve yerüstü kaynakları ve daha da önemlisi donanımlı genç insan kaynağı, Türk dünyası için tıpkı 8 ila 16. asırlarda olduğu gibi 21. asırda yeni bir altın çağı başlatmak için lazım gelen en önemli sermayedir. Hiç şüphe yok ki Türkistan’ın şanlı günlerini yeniden hayata geçirmenin yegane yolu, çağın gereksinimlerini karşılayacak eğitim ve bilim politikalarından geçmektedir. Bu politikaların hayata geçirilebilmesi adına nasıl bir yol izlenmelidir?
Komite Başkanı: Başar Ertörer
Eğitim gündemden, çok iyi olsa bile, hiçbir zaman düşmeyecek ve ülkenin düzeyinin arttırılması isteniyorsa çokça uğraşılacak bir bölüm. Ülkenin temelini oluşturan eğitim sistemi birçok konudan geliştirilmeye müsait.
Eğitim sistemiminin 2023 Genel Seçiminden sonra bakanın değişmesi ve her gelenin kendi düzenini oluşturma çabasından dolayı büyük bi değişime uğradı. Türkiye gündemi yeni eğitim sistemi hakkımda tartışırken komite gündemi bu tartışmalardan bolca yararlanabilir.